İnovasyon, "neden" sorusunu cevaplar bulmak için değil; sorular sormak için kullanmaktır.
Bakmak ve görmek arasındaki fark neyse; düşünmek ve yapmak arasındaki fark odur.
Sezgilerinize yalnızca onlarla ne yapacağınızı biliyorsanız güvenebilirsiniz.
Değişimin kapısı her zaman açıktır! Bugün, o kapıdan geçmek için dünden de yarından da daha uygun bir zaman...
Dünyayı başarıyı kovalayan insanlar değil; başarısızlıktan korkmayan insanlar değiştirir.
Design Thinking, problemleri çözmekten çok onları kucaklamaya ve anlamaya odaklanır.
Ürün yerine değere, satış yerine problem çözmeye ve cevaplar üretmek yerine problemleri anlamaya odaklanmalıyız.
Kaynağı sahaya dayanmayan hiçbir veriye güvenmeyin! Söylemlerdense eylemlere, beğenilerdense tüketici davranışlarına odaklanın.
Ötekileştirdiğiniz hiçbir şeyi tanımlayamazsınız! İşe kendinizi tanımak ve anlamaktan başlayın.
Yaratıcılığınızı ve azminizi bir ürün üretip onu satın alacak müşteri bulma konusunda harcamaktansa; ürünü üretmeden önce müşterilerinizin problemlerini anlamak konusunda kullanın.
Doğru cevapları alamıyorsanız; doğru soruları soramıyorsunuz demektir.
10 kat daha iyi olmak varken, %10'luk iyileşmeleri hedeflemek; düşünce sistemindeki verimsizlikten kaynaklanır.
Düşünce sisteminde verimliliği elde etmeden; süreç verimliliğine odaklanmak yalnızda kısa vadeli sonuçlar üretir.
Müşteri deneyimi konusunda odaklanılması gereken konu müşterilerimizin bizi nasıl algıladığından önce; bizim müşterilerimizi nasıl algıladığımızıdır.
Müşteri deneyimi, sadece tek bir departmanın sorumluluğunda olamaz! Kültürel bir dönüşüm anahtar faktördür.
Kültür ve vizyonunuz arasındaki fark; müşterilerinizin sizin hakkınızda algıladığı ilk gerçeklik olacaktır.
Design Thinking, bir düşünce sistemi verimliliğidir. Doğru noktalarda gerçekleştirilen dalışlar; doğru sonuca ulaşmanızı sağlayacak önemli faktörlerdir.
Problemlerinizi ele alma biçiminiz; sonuçların sürdürülebilirliğini belirler. Kendinizi samimiyetle eleştirmekten çekinmeyin. Bu noktada içgüdülerinize güvenmelisiniz.
Başkalarının ayakkabıları ile yürümek bize içgörü sağlamaz! Olay ve insanları kendi algılarımızın ötesinde veriler ile anlamak zorundayız.
Gerçek yaratıcılığınızı problemi anlamak için kullanmalısınız. Doğru verileri sağlayacak yaklaşımlar size önemli içgörüler fısıldayacaktır.
Müşterilerinizin deneyimine dair verileri periyodik olarak elde etmeye çalışmaktansa; günlük hayatınızın bir parçası olarak toplamanın yollarını bulmalısınız.